Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, kırıntı yolu ile alt bilgi gibi her sayfada yinelenen parçaları düzeltmekle başlar; iletişim sayfasının eksiklerini, başka sitelere verilen bağlantıları ve metinlerdeki yazım özenini de kapsar.
Site İçi SEO Kırıntı Yolundan Alt Bilgiye Her Sayfada Yinelenen Parçaları Neden Elden Geçirir?
Matbaaya antetli kâğıt bastıran işletme, tepedeki adresi ve telefonu bir kez dizdirir; ama o satırlar yazılan her mektupla yola çıkar. Bir rakam yanlış basılmışsa yanlış da her mektupla çoğalır. Sitede aynı işi her sayfanın tepesinde, yanında ve altında yinelenen bölümler görür. Site içi SEO, yani sitenizin sayfalarını arayan kişiye ve arama motoruna okunaklı kılma işi, yazıdan önce bu çerçeveye bakar.
Bu çerçeve dört parçadan oluşur. Üst bölümde logo, menü ve çoğu zaman telefon durur. Altında kırıntı yolu gelir: “Anasayfa › Hizmetler › Çatı Onarımı” gibi, sitenin neresinde olduğunuzu gösteren küçük satır. Kimi sitelerde yazının yanında bir yan sütun bulunur. En altta alt bilgi yer alır: adres, telefon, açık olduğunuz saatler ve birkaç bağlantı. Ziyaretçi bunları her sayfada aynı yerde bulmayı bekler.
Bu parçalara yazılan her şey sitenin bütün sayfalarına aynı anda yazılmış olur. Yıllar önce değişen bir telefon numarası alt bilgide kalmışsa, kırk sayfalık sitede kırk yerde yanlış duruyordur. Kapatılmış bir sosyal medya hesabına giden bağlantı her sayfadan boş bir ekrana götürür. Tek bir sayfadaki hata o sayfayı okuyanı yanıltır; çerçevedeki hata siteye hangi kapıdan girilirse girilsin ziyaretçinin önüne çıkar.
Alt bilgi bir de doldurma yeri olarak kullanılır: “Lüleburgaz çatı ustası”, “Babaeski çatı ustası”, “Vize çatı ustası” diye uzayan, hepsi aynı sayfaya ya da birbirinin kopyası sayfalara giden bağlantı sıraları. Ziyaretçi bunları okumaz; arama motoru da her sayfada yinelenen böyle bir sırayı tavsiye olarak değil, doldurma olarak görebilir. Alt bilgiye gerçekten aranan birkaç sayfa ve iletişim bilgisi yeter.
Kırıntı yolunun iki yararı vardır. Aramadan doğrudan bir iç sayfaya düşen ziyaretçi, bir üst basamağa tek dokunuşla çıkar; “Çatı Onarımı” sayfasından “Hizmetler”e geçer, öteki işlerinizi görür. İkincisi, yol sitenin düzenini arama motoruna da anlatır: her sayfanın hangi üst sayfaya bağlı olduğunu gösterir. Google bu yolu kimi zaman arama sonucunda, çıplak adresin yerine de gösterebilir; bu satır böylece sizin yazdığınız sözcüklerle görünür.
Çerçeveyi elden geçirmek az emekle çok sayfayı düzeltir. Ücretsiz site röntgeni, sitenizi şifre istemeden dışarıdan okuyan ilk çekimimizdir; üst bölüm, kırıntı yolu, yan sütun ve alt bilgi orada tek tek okunur. Sonuç bulgu listesidir: her bulguya bir satır düşer; satır ne bulunduğunu, neye yol açtığını ve kaçıncı sırada ele alınacağını söyler. Site içi SEO işlerinde çerçeve bulguları çoğu zaman üst sıralara yazılır.
İletişim Sayfası Bir Formdan İbaret Kalırsa Hangi Sorular Cevapsız Kalır?
Lüleburgaz’da bir oto servisinin iletişim sayfasında üç kutu ile bir “Gönder” düğmesi durur; sayfada başka bir şey yoktur. Arabasını bırakmaya gelecek kişinin soruları ise bellidir: cumartesi açık mı, kaçta kapanıyor, çekici için hangi numara aranır, servisin girişi hangi sokaktan? Form bu soruların hiçbirine cevap vermez; yalnızca bekletir. Servis her gün çalışıyordur, ama sayfası susuyordur.
İnsanlar bu soruları önce arama kutusuna yazar: işletmenin adı ve yanına “telefon”, “nerede”, “kaçta açılıyor”, “pazar açık mı”. Bu aramaların cevabını vermesi gereken sayfa iletişim sayfasıdır. Orada yalnızca bir form varsa arama motorunun gösterebileceği bir cevap da yoktur; arayan kişi bilgiyi başka bir sitedeki eski bir kayıttan, belki yanlış bir numarayla birlikte öğrenir. Kendi sayfanız konuşmazsa başkasının sayfası konuşur.
Sayfanın ilk işi adresi ve saatleri yazıyla vermektir. Adres, kapıdaki tabelada ve faturada nasıl yazıyorsa öyle yazılır; sokağın adı, binanın numarası ve ilçe eksik bırakılmaz. Saatler gün gün belirtilir; cumartesi yarım gün çalışılıyorsa, öğlen kapanılıyorsa bu da yazılır. Hasat döneminde ya da yaz aylarında saatler değişiyorsa sayfa da değişir, dönem bitince eski hâline döner. Geçen yılın bayram duyurusu sayfada unutulmamalıdır.
İkinci iş, hangi numaranın ne için arandığını söylemektir. Satış, servis ve muhasebe ayrı kişilerdeyse numaralar adlarıyla birlikte yazılır; tek numara varsa hangi saatlerde açıldığı belirtilir. Formun yanına da bir söz konur: mesajı kim okur, cevap ne zaman gelir? “Sabah yazılanı öğlene kadar, öğleden sonra yazılanı ertesi sabah cevaplıyoruz” gibi bir satır, ancak böyle yapıyorsanız yazılır; tutulmayan söz, hiç verilmemiş sözden kötüdür.
Üçüncü iş, kapıya kadar yol göstermektir. Bir harita konur, ama yalnız bırakılmaz; altına iki cümlelik tarif yazılır: hangi sokaktan girilir, kapı hangi dükkânın bitişiğindedir. Kırklareli merkezde çarşı içindeki bir dükkân için arabanın nereye bırakılacağı, sanayideki bir atölye için kamyonetin nereden yanaşacağı yazılır. Girişin sokaktan çekilmiş bir fotoğrafı, ilk kez gelen kişiye doğru kapıyı gösterir.
Form yerinde kalır; yalnızca sayfanın tek parçası olmaktan çıkar. Kısa tutulur: adı, numarayı ve ne istendiğini soran üç kutu yeterlidir. Site içi SEO çalışmasında iletişim sayfasını baştan sona bir ziyaretçinin sorularıyla okuruz; cevabı yazılı olmayan her soru bulgu listesine girer. Buradaki işletme adı, adres ve numara, harita kaydınızda ve alt bilgide nasıl yazıldıysa öyle yazılır; tek harf bile değişmez.
Sayfanızdan Başka Sitelere Bağlantı Vermek Size Zarar mı Verir, Yarar mı Sağlar?
Demirköy’de kendi balını satan bir arıcı, sitesindeki yazıda balın neden kristalleştiğini anlatıyor ve bir yerde duraksıyor: balla ilgili resmî tebliğe bağlantı versem mi? Aklından geçen korku tanıdıktır: ziyaretçiyi kendi elimle başka bir siteye gönderirsem geri gelmez. Bu korku yüzünden birçok sitede dışarıya açılan tek bir bağlantı bile yoktur; her cümle okurdan sözüne güvenilmesini ister.
Okur açısından bakınca durum tersinedir. Dayanağını gösteren yazı, göstermeyenden daha inandırıcıdır. Resmî bir kurumun duyurusuna, ilgili yönetmeliğe, sattığınız makinenin üreticisinin kullanım kılavuzuna ya da tarif ettiğiniz yerin haritasına verilen bağlantı okurun işini kolaylaştırır ve yazıyı hazırlayanın özenini gösterir. Bilgiyi doğrulamak isteyen kişi nasılsa arayacaktır; yolu siz gösterirseniz döneceği adres de büyük olasılıkla sizin sayfanız olur.
Arama motoru tarafında abartıdan kaçınmak gerekir. Dışarıya bağlantı vermenin bir sayfayı kendiliğinden üst sıraya taşıdığını söyleyemeyiz. Öte yandan yerinde verilmiş birkaç bağlantının zarar verdiğini gösteren bir işaret de yoktur. Bağlantı, sayfanın hangi konuyla ve hangi kaynaklarla ilgili olduğuna dair küçük bir ipucu olabilir. Asıl kazanç okurdadır: sorusuna cevap bulan, dayanağını gören kişi sizi daha kolay hatırlar.
Kaçınılacak iki şey vardır. Birincisi, sayfanın konusuyla ilgisi olmayan sitelere dizi dizi bağlantı vermektir; “dost siteler” başlığı altında sıralanmış yirmi adres okurun işine yaramaz. İkincisi, karşılığında ödeme alınan bağlantıyı öyle değilmiş gibi vermektir. Google’ın kuralları, parayla ya da karşılık gözetilerek konan bağlantıların kodda bunu belirten bir işaret taşımasını bekler. Tanıtım yazısı yayımlıyorsanız bağlantısı bu işaretle verilir.
Bağlantının nasıl verildiği de önemlidir. Üzerindeki sözcükler gidilecek yeri söylemelidir: “buraya tıklayın” yerine “bal tebliğinin tam metni”. Okur dokunmadan önce kendi sitenizden çıkacağını ve nereye varacağını bilmelidir. Bağlantı okuru kaynağın giriş sayfasında bırakmaz; aradığı bilginin yazılı olduğu sayfaya kadar götürür. Bir yazıda üç beş kaynak yeter; her cümlenin sonuna eklenen bağlantılar okumayı zorlaştırır, gerçekten önemli olan da aralarında kaybolur.
Dışarıya verilen bağlantının bir bakımı da vardır: karşı taraftaki sayfa taşınır, silinir ya da adresi bir gün başka birinin eline geçer. Yıllar önce verdiğiniz bağlantı bugün boş bir sayfaya, hatta ilgisiz bir siteye açılıyor olabilir. Site içi SEO çalışmasında dışarıya giden bağlantılar belirli aralıklarla tek tek denenir; çalışmayanlar ya güncel adresiyle değiştirilir ya da kaldırılır. Röntgende bunlar ayrı bir bulgudur.
Yazım Yanlışları ve Özensiz Cümleler Ziyaretçiye ve Arama Motoruna Ne Söyler?
Bir sitenin ilk paragrafında “hizmetlerimiz” yerine “hizmetlermiz”, “müşteri” yerine “musteri” yazıyor; cümle üç ünlem işaretiyle bitiyor. Okuyan kişi durur ve işle ilgisi yokmuş gibi görünen bir sonuca varır: yazısına bakmayan, yaptığı işe bakıyor mudur? Bu haksız bir yargı olabilir; usta işinin ehlidir, yazıyı aceleyle bir başkası girmiştir. Ne var ki ziyaretçi ustayı tanımaz; önünde duran tek şey o yazıdır.
Özensizliğin birkaç tanıdık biçimi vardır. Türkçe harflerin noktasız yazılması: “urun”, “siparis”, “gorusme”. Baştan sona büyük harfle dizilmiş, bağırır gibi duran paragraflar. Art arda konan ünlemler. Makineyle çevrilip kimsenin okumadığı cümleler. Bir de adların tutmaması: aynı iş bir sayfada “çatı onarımı”, ötekinde “çatı tamiri”, üçüncüsünde “çatı tadilatı” diye geçer; okuyan bunların aynı iş mi, ayrı işler mi olduğunu çıkaramaz.
Arama motoru açısından ölçülü konuşmak gerekir: yazım yanlışının sıralamayı düşürdüğünü söyleyemeyiz. Söyleyebileceğimiz şudur: yanlış yazılmış bir sözcük, makine için başka bir sözcüktür. Sık yapılan yanlışları arama motorları çoğu zaman tanır ve doğrusuyla eşleştirir; ama her zaman değil, özellikle az geçen ürün adlarında, yer adlarında ve meslek terimlerinde. “Pinarhisar” ile “Pınarhisar” insan gözünde aynıdır; yazılım için aynı olduğu varsayılamaz.
Asıl kayıp güvendedir ve en çok rakamların, adların geçtiği yerde hissedilir. Fiyatı bir sayfada bir türlü, ötekinde başka türlü yazan site için ziyaretçi hangisinin doğru olduğunu sormak zorunda kalır. Yanlış yazılmış bir sokak adı navigasyonda bulunmaz. Eksik bir rakamla yazılmış telefon numarası hiç çalmaz. Yazım, süsün değil bilginin parçasıdır; bir harf, müşterinin kapıya varıp varamayacağını belirleyebilir.
Çaresi pahalı bir araç değil, ikinci bir çift gözdür. Yazıyı yazan kişi kendi yanlışını görmez, çünkü ne yazmak istediğini bilir ve onu okur. Yayından önce metni işi bilen bir başkası baştan sona okur; mümkünse sesli okur, çünkü kulak gözün atladığını yakalar. Fiyatlar, saatler, adresler ve telefonlar ayrıca, asıl kayıtla karşılaştırılarak doğrulanır. Hizmet adları için de tek bir yazılış seçilir.
Metni yazan, sayfayı çizen ve kodu giren kişiler bizde aynı ekipte çalışır; bir yazım düzeltmesi için ayrı ayrı yerlere haber vermeniz gerekmez. Düzeltilecek yazılar reçeteye, yani her ay onayınızla başlanan iş listesine, karşıladıkları bulguyla birlikte yazılır. Site içi SEO bu işte büyük sözler vermez, küçük yanlışları toplar. Sitenizin adresini bize iletin; ücretsiz site röntgenini çeker, bulgu listesini yazım satırlarıyla birlikte yollarız.
Sitemde kırıntı yolu yok; sonradan eklenebilir mi, yoksa siteyi baştan mı kurmak gerekir?
Çoğu sitede sonradan eklenir; siteyi çalıştıran yazılımların birçoğunda bunu yapan hazır bir ayar ya da küçük bir ek program bulunur. Önce sayfaların doğru üst başlıkların altına yerleştirilmesi gerekir, çünkü yol sitenin gerçek düzenini izler. Beş altı sayfalık, tek katlı sitelerde ise kırıntı yoluna çoğu zaman gerek kalmaz.
İletişim sayfama harita koydum; adresi ayrıca yazıyla da yazmam gerekir mi?
Gerekir. Harita, sayfanıza dışarıdan yerleştirilen bir penceredir; içindeki adres çoğu zaman sayfanızın kendi yazısı sayılmaz, yavaş bağlantıda da geç açılır. Adres düz yazı olarak, kapıda yazdığı biçimiyle durmalıdır; ziyaretçi onu kopyalayıp birine gönderebilmeli ya da yol tarifi uygulamasına yapıştırabilmelidir. Harita bunun yanında yolu göstermeyi sürdürür.
Başka sitelere verdiğim bağlantılar yeni sekmede mi açılmalı, aynı sekmede mi?
Arama motoru açısından bilinen bir etkisi yoktur; ölçü ziyaretçinin rahatıdır. Yarım kalmış bir formu ya da uzun bir yazıyı bırakmadan bakılacak kaynaklarda yeni sekme işe yarar. Telefonda sekmeler göz önünde durmadığı için ziyaretçi dönüş yolunu yitirebilir. Hangisini seçerseniz seçin, bütün sayfalarda tek bir kural uygulanmalıdır.
Metinleri yazım denetimi yapan bir programdan geçiriyorum; bu yeterli olmaz mı?
İyi bir ilk adımdır, ama yetmez. Program yanlış yazılmış kelimeyi yakalar; doğru yazılmış yanlış kelimeyi, yarım bırakılmış cümleyi, tutmayan fiyatı ya da iki sayfada iki ayrı adla geçen hizmeti göremez. Bunları ancak metni baştan sona okuyan ikinci bir kişi fark eder. Yayından önce sesli okumak da çok şeyi ortaya çıkarır.